Kadınlarda Cinsel İlişkiye Girememe – Vajinismus

Kadınlarda Cinsel İlişkiye Girememe  - Vajinismus

Ruhsal bir hayal gücü mevcuttur. Bunun emirlerine vücut her zaman uymak zorundadır. Bu güç bir hastayı iyileştirebildiği gibi sağlıklı birini de hasta edebilir (İbn-i Sina).

Henüz ülkemizde fazlaca bilinmeyen, ama sık görülen ve sayısı her geçen gün artan, yatak odalarında her gece hayatlarının en büyük korkusunu yaşayan ve cinsellikleri bir kabusa dönüşen kadınların hastalığından sizlere bahsetmek istiyorum. Çünkü bu ara bana gelen e-postaların en ağırlıklı kısmında bu konu yer almaktadır.

Cinsel ilişki sırasında da vajinanın esnemesi ve genişleyebilmesi büyük öneme sahiptir. Vajina yani kadın cinsel organı, ilişki sırasında erkeğin penisinin büyüklüğü yada küçüklüğüne göre kendini hazırlar. Cinsel birleşmenin durumuna bağlı olarak genelde dışa en yakın kısmı oldukça gevşeyebilir. Bu durumda erkeğin penisinin girmesi son derece zor, hatta olanaksızdır.

Vajinismus ailesel bir problemdir. Kadının ve erkeğin ortak bir sorunudur. Bu nedenle hiç bir taraf diğerini suçlamamalı veya bu konuda anlayışsız olmamalıdır.

Vajinismus Nedir?

Kadında cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgeye vajen adı verilir. Vajenin etrafındaki kasların kasılması, tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali, kadının bacaklarını sıkıca kapatması ve elleriyle eşini itmesine yol açan, istemsiz bir şekilde yani kadının kontrolü dışındaki bilinçdışı vajinal kasılmalara vajinismus denir. Halk arasında evli bakireler, tamamlanmamış evlilik veya cinsel fobi, tıp literatüründe cinsel işlev bozuklukları sınıflamasında ise cinsel ağrı bozukluğu da denilir. Ağrılı cinsel ilişki ile vajinismus birbirlerini tetikleyebilen iki patolojidir.

Vajinanın giriş bölümündeki 2 cm’lik düz kaslardan oluşan ağzı gergin ve serttir. Bu nedenle cinsel birleşme olanağı vermez. Penis vajinaya giremez.

Vajinismuslu kadınlar cinsellikle ilgili konuşmayı sevmezler, cinselliği iğrenç olarak algılayabilirler. Vücutlarının eşleri tarafından beğenilmeme korkusu yaşayabilirler, vücutları ile barışık değillerdir. Eşleri tarafından terk edilme duyguları ve güvensizlik yaşayabilirler.

The Merck Manuel e göre vajinismusun tanımı şu şekildedir: “Kadınlarda, penisin vajinaya girmesini önlemek konusunda mevcut bilinçdışı bir istek sonucu vajina aşağı bölümündeki kasların adeta bir şartlı refleks gibi kasılması sonucu meydana gelen vajina spazmıdır. Penisin vajinaya girmesi çok zaman olanaksız olduğundan bu olay iyi gitmeyen evliliklerde sık görülür.” Amerikan Psikiyatristler Birliği tarafından ise vajinismus; “istemsiz kasılmalar sonucu ilişkinin gerçekleşememesi” durumudur. Bu kasılmalar gerçek bir girişim yanında yalnızca girişimin hayal edilmesiyle bile ortaya çıkabilir. Hatta muayene esnasında da kasılmalar ortaya çıktığından böyle bir durumda normal vajinal doğum bile mümkün olmayabilir.

Geçmiş de yaşanmış cinsel bir travma yok ise ve parmak ile vajen girişi ve vajen içi kontrol edilebiliyorsa, ancak cinsel ilişki sırasında eşi itme ve kasılma oluyorsa bu durum “basit vajinismus” olarak adlandırılabilir ve nispeten tedavisi daha kolaydır.

Bazı kadınlar istemli olarak, ağrı, yanma, acı ve kanama olacağı korkusuyla veya partneri ile olan diğer problemleri nedeniyle cinsel birleşme esnasında kendilerini kasarak ilişkiye müsaade etmezler. Bu durum vajinismustan farklıdır ve karıştırılmamalıdır.”

Cinsel Terapist Helen Singer KAPLAN’ın “Resimli Cinsel Tedavi Kılavuzu” adlı kitabının ikinci baskısında vajinismusun tanısı ve nedenleri konusunda şunları yazmıştır: “Vajinismus, vajinal penetrasyona yönelik girişimlerin vajinal girişte istemsiz bir spastik kasılmaya neden olduğu ve bu nedenle cinsel ilişkinin mümkün olmadığı bir bozukluktur. Bu nispeten nadir bir durumdur. Cinsel tedaviye verilen tepki mükemmeldir. Kanıtlar, bu durumun altındaki patolojinin vajinal girişi koruyan kasların koşullandırılmış bir reaksiyonu olduğunu göstermektedir. Görünürde bu kaslar yoğun spazmla tepki verecek şekilde koşullandırılabilir. Vajinismik tepkinin elde edilmesinden sorumlu olan koşullandırılmamış uyarı penetrasyonla ilgili acının herhangi bir kaynağı olabilir. Fiziksel hastalık, psikolojik olarak acı veren bilinçli veya bilinçsiz korku ve/veya suçluluk duygusu gibi bir etki, travmatik cinsel saldırılar vajinismusun ortaya çıkışı ile ilişkilidir. Bazı durumlarda travmatik kaynak tanımlanamaz. Vajinismus vajinal girişin fiziksel olarak engellenmiş olmasından ve aynı zamanda penetrasyondan basit, fobik kaçınmadan ayırt edilmelidir. Vajinismus tanısı yalnızca pelvik muayene ile konabilir.”

Vajinismus ve İlk Gece

Vajinismuslu kadınların çoğu halen bakiredir. Çünkü vajinismus ilk gece ortaya çıkar. İlk gece başarısız olan çift sorunun geçici olduğunu ve daha sonraki günlerde kendiliğinden çözüleceğini düşünür. Fakat daha sonra da sorun devam edince kadında kadınlığında eksiklik olduğu düşüncesi, üzüntü, sıkıntı, gerginlik, her şeyin daha kötüye gideceği korkusu ve ardından suçluluk duyguları ortaya çıkmaya başlar. Erkek ise eşi tarafından istenmediği, reddedildiği duygularına kapılmaya başlar. Zamanla sertleşme yetersizliği olur. Erkeğin duyguları öfke ve kırılganlık arasında gidip gelir.

Vajinismusun Nedenleri

Vajinismusun en sık nedenleri psikolojik kaygılardır. Kız çocuklarına öğretilen veya irademizin bilinçdışımıza kodladığı “cinsellik kötüdür”, “kızlık zarı çok değerli ve korunması gereken bir şeydir” düşünceleri bu problemin ortaya çıkmasında önemli bir yer tutar. Bazen neden cinsel bilgi eksikliği, basit bir utanma ve cinsel duygulardaki baskılanma olabilir. Bazen de altta yatan neden özellikle çocukluk dönemindeki travmatik bir yaşantıdır. Bu durumda geçmiş de yaşanmış taciz gibi travmatik olayların bilinçdışına itilen bugünkü izdüşümleri ve etkileri gibi daha karmaşık içsel çatışmalar, yanlış kalıplar yada zorlamalar beden-zihin bütünlüğünü bozup vajinismusa neden olabilir. M. Erickson un dediği gibi “defolu bir öğrenme ve kabullenme” vardır.

Nedenleri davranışsal, bilişsel, dinamik ve varoluşsal modellere göre de ele alabiliriz. Yani geçmişte yaşanmış bir taciz, ensest ilişki yada kötü bir cinsel deneyimin kötü ve acı verici olarak değerlendirildiği davranışsal model, yine geçmişte maruz kalınan cinsel yasaklar ve abartılı ilk gece hikayelerin bilinçdışında oluşturduğu cinsellikle ilgili negatif şemaları içeren bilişsel model, daha çok Freud’un ruhsal gelişim evrelerinden cinsel kimlik gelişiminin ilk basamağı olan fallik dönem sorunlardan kaynaklanan dinamik model ve kadın kendini eşine ifade etmesi, farkında olmadan kendi varlığını eşine hissettirmesi ve istediği ilgiyi görmesi için başlattığı bilinçdışı otomatik hareketleri içeren varoluşsal model şeklinde nedenler ele alınabilir. Model veya modellerin çabuk tespiti vajinismus tedavisine yön verir. Örnek olarak; davranışçı ve bilişsel yöntemle başarıya ulaşan bir tedavi sonunda cinsel ilişki yaşanır ve sorun çözülür. Fakat vajinismus nedeni eşe ve yaşama karşı kendini var etme çabası gibi varoluşsal bir yapı ise, zamanla yaşanılan cinsel ilişkiye karşı bunaltı ve kaygı duyulmaya başlanır ya da yaşanılan ilişkiden yeteri kadar cinsel haz alınmaz. Nedeni bilenemez. Her şey yolundadır, yıllardır çekilen sorun çözülmüştür ama bir anda anlamsız bir boşluğa düşülür. İşte varoluşsal model bu sorunun çözümüne ışık tutabilir. Bu nedenle her vakaya davranışsal, bilişsel, dinamik ve varoluşçu yaklaşımları içeren “bütüncül psikoterapi” çerçevesinden bakmak doğru bir yaklaşım olacaktır.

Dinamik modele göre vajinismus; cinselliğin kirli ve kötü bir şey olarak görüldüğü bir savunma tepkisidir. Yani kadın, bilinçdışında, saldırgan ve tehditkar olarak algıladığı erkekle birleşmeyi reddeder. Vajinismuslu kadınlar annelerinin, kendisini ve çocuklarını korumaktan aciz, çaresiz ve bağımlı olduğunu düşünürler ve cinsel ilişkiyi annenin bu zavallılığıyla özdeşleşme çağrışımı yaptığı için, ilişkiye girmemeyi en iyi savunma olarak algılarlar. Sonuçta, vajina istem dışı kasılır, cinsel birleşme olanaksız hale gelir.

Nedenleri çoğaltmak mümkündür. “Hastalık yoktur hasta vardır” deyimini anımsatıp, benim şimdiye kadar rastladığım en sık vajinismusa yol açan nedenleri genel olarak sıralayacak olursak:

-Kızlık zarının çok değerli ve korunması gereken bir şey olduğu düşüncesi,

-Cinsel kimlik bozukluğu yani eşcinsel özdeşleşme,

-Cinsel bilgi eksiklikleri,

-Geçmişte cinsel tacize veya tecavüze uğrama,

-Kızlık zarının yırtılması sırasında korkunç bir acı duyulacağı fikri,

-Ağrı ve acı duyulacağına dair korku ve inanışlar,

-Ağrı eşiğinin düşük olması,

-Utanma ve cinsel duygulardaki baskılanma,

-Baskıcı ve otoriter bir baba,

-Zayıf, güçsüz yada baskın bir anne,

-Pasif, bağımlı yada aşırı anlayışlı koca,

-Cinsel uyarılmada problemler,

-Vajinal kayganlıkla ilgili problemler,

-Cinsel isteksizlik,

-Genç kızlık döneminde seksin pis ve kötü olduğunu öğreten yanlış ve katı eğitim tarzı,

-Kadının cinsel bir meta veya cinsel bir obje olarak algılanması,

-Cinsel organın giriş yerinin bilinmemesi,

-Kızlık zarının korunması fikrinin yaşattığı ve şartlandırdığı gerginlik,

-Çocuklukta ve grenlikte “bacaklarını kapa”, “eteğini ört” gibi uyarılar,

-Cinsel mitler,

-Çocukluktan kalma korkular,

-Cinsellik konusunda yerleşmiş yanlış ön yargılar,

-Katı ahlak kuralları ve tabular,

-İlk cinsel ilişki sırasında kadının canının fazla yanması,

-Vajinanın içine herhangi bir şey giremeyecek kadar ufak olduğuna dair yanlış inançlar,

-Aşırı katı bir toplum düzeni içinde yaşama,

-Görücü usulü evlenmeler,

-Cinsel ilişkinin çok ağrılı olacağı yanlış bilgisi,

-Bilinçdışında yaşanan suçluluk, ayıp, günah gibi fiziksel, kültürel, dinsel ve ahlaki korkular,

-Bilinçdışına itilmiş bilinmeyen bir düşünce yada davranışın psikosomatik etkisi,

-İlk gece korkusu,

-Ağrılı bir jinekolojik muayene,

-Simgesel olarak zihninde aşırı büyütülen penis yüzünden çok acı çekme veya parçalanma korkuları,

-Geçmişte genital bölgeye gelen bir darbe yada travma,

-Gebe kalma korkusu,

-Çocuklukta makattan fitil kullanılması,

-Uygun olmayan veya istenmeyen bir birliktelikte eşten sakınma,

-Bazı enfeksiyonlar ve anormalliklerde vajinismusa yol açabilir. Bunlar: Endometriozis, kronik enfeksiyonlar, kızlık zarının gergin olması vb.

Vajinismusa Neden Olan Önyargılar

-İlk birleşme her zaman acı verir,

-Kızlık zarı aile şerefini korur, yırtılır, kanar ve patlar gibi ön yargılar,

-Cinsellik erkeklerin gereksinimidir,

-Cinsellik kadınları için zorunludur,

-Cinsel ilişki kötü ve acı vericidir,

-Erkekler potansiyel tehdit kaynağıdır,

-Erkekler baskındır,

-Vücuda giren bir şey zarar verebilir ve şiddet içerir,

-Korku ve öfke daima bastırılmalı, asla dışa vurulmamalıdır,

-Kadınlar zayıf ve çaresizdir,

-Erkeklere güvenilmez.

Vajinismusun Temel Belirtileri

O an geldiğinde kişi panik atak benzeri bir durum yaşar. Eşini iter, kasılır. Korkar, bilinci açık olsa da kontrolünü yitirir, kontrol bilinçdışının eline geçer. Kişi bilinçdışı tarafından negatif bir hipnoz transı haline getirilir. Endişe, korku, kaygı duyar. Kişi zamanla aşağıdaki duygu ve düşüncelere kapılabilir:

-Duygusal tatminde azalma,

-“Herkesin bu kadar kolay yaptığı bir şeyi ben nasıl yapamıyorum?” şeklinde suçluluk,

-Utanç duyma,

-Kendinden nefret etme,

-Hayal kırıklığı hissi,

-Aile büyüklerinin veya yakınlarının “Ne zaman çocuk sahibi olacaksınız?” soruları nedeniyle duyulan korku,

-Zamanla meydana gelen cinsel isteksizlik vb.

Vajinismusulu Kadınların Ortak Özellikleri

-Çocukluk ve gençlik yıllarında ailelerinin iyi kızlarıdırlar, yani kurallara uyan, kızgınlığı dışa vurmayan, sürekli bir kabul ihtiyacı yaşayan kadınlardır,

-Cinsel ilişkiyi şiddet veya işgal edilme olarak görürler,

-Fiziksel şiddete maruz kalmış veya tanık olmuşlardır, yani kasılma, şiddete karşı önlem olarak ortaya çıkmaktadır,

-Cinsel şiddete maruz kalmışlardır,

-Her şeyin en kötüsünü düşünürler,

-Aileye bağımlıdırlar,

-Ahlaki ve cinsel olarak baskıcı ve otoriter bir babaları vardır,

-Baba-kız ilişkisinde güçlükler ve çatışmaları vardır,

-Cinsellikten hoşlanmayan ve cinselliği bir görev gibi yapan zayıf ve güçsüz bir anneleri vardır,

-Duygusal ve ruhsal gelişimleri sağlıklı değildir,

-Cinselliği aşağılayan bir aile yapıları vardır yani cinsel organlardan iğrenme veya hoşlanmama, olumsuz dinsel şartlanma vb. durumlar ailelerinde sık görülen yapılardır,

-Çocuksu bir kişilikleri vardır, çünkü bu kadınların psikoseksüel gelişimleri biyolojik yaşlarından geridedir. Yani cinsel açıdan hálá çocukturlar.

-Cinsel ilişkiye veya penisin vajinaya girmesine karşı fobik bir korku reaksiyonları vardır, hatta bu reaksiyon hastanın bir anlamda panik atak geçirmesine neden olabilir,

-Kontrolsüz davranışları vardır,

-Bedenlerinden hoşnut olmazlar,

-Ya çok çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar, güven duyguları zedelenmiştir,

-Çocukluk çağından kalma korkuları sık yaşarlar,

-Kaygılı ve tedirgin ruh halleri vardır,

-Çocukluklarında ve genç kızlıklarında ailevi sorunları vardır,

-Yetişkinliği ve evliliği kabul etmede güçlük çekerler,

-Genellikle düşük sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyleri vardır,

-Kentli kadınlarda daha az, kırsal kesim kadınlarında biraz daha çok görülür,

-Okşanmaktan hoşlanırlar hatta klitoris uyarılması ile orgazm olabilirler,

-Uyuyan Güzel: Kocalarıyla kardeş gibi yaşayan, çocuksu kadınlardır. Ailelerine bağımlı ve ebedi öğrenci olurlar.

-Savaşçı: Seksi karşı cinsler arası mücadele gibi görürler. Kadınlığın zayıflık ve pasiflik olarak algılanışı acı verir.

-Kraliçe Arı: Cinselliği reddederler. Erkeği yalnız soyun devamı için isterler. Onlar için cinsellik kirli ve aşağılayıcıdır.

-İyi Kız Sendromu: İlk kez 1976 yılında G.C.MOULTON tarafından okullarında başarılı ve ebeveynleriyle hiçbir ciddi çatışmaları olmayan, edilgen, itaatkâr, boyun eğen, yumuşak başlı kadınların ortak özellikleri tanımlamak için kullanılan bu sendrom; çeşitli kültürlerde erkek ve kız çocukları için kalıplaşmış toplumsal farlılıkları ve inançları esas alır. Yani kız çocuklarının daha uysal, daha söz dinleyen, daha güvensiz, daha yardıma ihtiyaç duyan, başarıya daha az önem veren, daha duygusal, ezbere ve tekrara dayalı işlerde daha yetenekli oldukları düşünülürken; yüksek bilgi işlem düzeyi ve yaratıcılık gerektiren işlerde daha başarısız oldukları kabul edilir. İyi kız sendromu ile birçok cinsel işlev bozukluğu arasında bağlantı vardır. Cinsel terapi için başvuran orgazm olamayan kadınların çoğunun çocukluklarında veya genç kızlıklarında kendilerini iyi kız olarak tanımlamaları hiç şaşırtıcı değildir.

Vajinismusun Tipleri ve Tanısı

Vajinismusun tanısı ilk cinsel aktivite sırasında olanları çiftin anlatmasıyla konulur. Vajinanın üçte bir dış kısmanda koitusu yani cinsel birleşmeyi engelleyecek boyutta yineleyici ve sürekli olarak istem dışı kasılma olması ilk seferde orta şiddette yaşanır, ancak çoğunlukla ilişkiye izin vermeyecek biçimde ağrılıdır. Bu duruma Primer Vaginismus denir. Primer vajinismusda kişi hayatında hiçbir başarılı cinsel birleşme yaşayamamıştır. Primer vajinismusun altında yatan en önemli sebep korkudur. Daha önce hiç vajinismus problemi olmayanlarda doğum, düşük, kürtaj kötü ve sert yapılan bir jinekolojik muayene sonrası, yırtıklar ve enfeksiyonlara bağlı olarak nadiren görülenlere ise Sekonder Vaginismus denir. Sekonder vajinismus genellikle disparoniye yani ilişki esnasında ağrıya bağlı olarak gelişirken nadiren de daha önceden tedavi olmuş olan kişilerde problemin tekrarlaması şeklinde de oluşabilir.

Vajinismusun Görülme Sıklığı

Vajinismus, cinsel terapi merkezlerine başvuranlar arasında en sık rastlanan şikayetlerden biridir. Yani başvuran kadınların %56-73’ünü vajinismus oluşturmaktadır.

Vajinismus ve Kızlık Zarı

Kızlık zarı; vajinismuslu kadınların kafasındaki çoğu soruların karşılığı olur ve cinsel ilişkide bulunamamasının nedeni olarak “kızlık zarının kalınlığı” gösterilir. Bu nedenle çoğu zaman hymenektomi adı verilen cerrahi bir yöntemle bu zarın kesilmesi operasyonu yapılır. Ama sonrasın da sorun devam edince hasta yıkılır. Uzun süre yardım almak istemez ve tedavi olmak için cesaretini kaybeder. Bilinenin aksine gerçekten cinsel ilişkiye engel olacak kızlık zarının veya vajenin bir anatomik bozukluğun görülme sıklığı ise %1 in altındadır.

Vajinismus ve Vajen

Vajinismus, kadın veya erkeğin genital organların anatomik yapısından ilişkisiz bir şekilde ortaya çıkar. “Vajinam çok küçük veya çok dar, bu yüzden cinsel ilişkiye giremiyorum” düşüncesi çok yanlıştır. Çünkü vajina oldukça esnek bir yapıdadır. Cinsel uyarımla birlikte genişler ve uzar. Hatta doğumda bir çocuğun başını çıkaracak kadar genişleyebilir.

Vajinismus ve Cinsel Soğukluk

Vajinismusta başlangıçta cinsel ilişkiye girmede isteksizlik yoktur ancak ilişki sırasında acı duyma ve zarar görme duygusu ön plandadır, cinsel arzu ve vajende ıslanma mevcuttur. Oysa cinsel soğuklukta temel sorun cinsel ilişkiden zevk almamaktır. Ama her ikisinde de ayıp ve günah duygusu önemli yer tutar. Bununla birlikte bazı kadınlarda da daha önce cinsel ilişkide sorun yokken, sonradan meydana gelen bir cinsel ilişkiye girememe durumu söz konusu olabilir. Bu durumda cinsel soğukluk sekonder vajinismus nedenlerinden biri olabilir.

Vajinismus ve Gebelik

Vajinismus yalnızca sağlıklı ve mutlu bir cinsel birleşmeye engeldir. Normale göre gebelik şansının az olmasına rağmen, vajen ağzına dökülen spermlerin içeri kaçması sayesinde gebelik oluşabilir. Hatta tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olunması bile mümkündür. Son yıllarda bakire olup da tüp bebek tedavisi gören hastaların sayısında artış var.

Vajinismus ve Annelik

Bazı jinekologlar doğum sırasında vajinismusun kendiliğinden çözülebileceğini düşünseler bile; doğum yapan ve anne olan kadının vajinismusu genellikle devam eder, sonlanmaz. Çünkü bu çiftler genellikle sezaryeni tercih ederler. Hamilelik boyunca çiftlerin aralarındaki problemler de devam eder.

Vajinismus Erkekleri

Vajinismuslu kadınlar görücü usulüyle evlenmemişlerse, eş veya sevgililerini otoriter ve baskıcı babalarının aksi özellikteki erkeklerden seçerler. Evlilik öncesi başka kadınlarla yaşadıkları cinsel deneyimleri sınırlı olan eşleri; çoğunlukla aşırı nazik, pasif, girişken olmayan, edilgen erkeklerdir. Tencere ve kapak misali karı-koca birbirini kırmaktan aşırı derecede korkarlar. Vajinismuslu kadınlar nasıl çocukluğunda iyi kız ise eşleri de iyi çocuktur. Yani cinselliğin kötü kadınlar için olduğunu, bir eşin saf ve masum olması gerektiğine inanırlar. Genellikle evlilik öncesi cinsel yakınlaşmaları dokunma ve öpüşmeden ileri gitmeyen çift evlendikten sonra da karşılıklı anlaşarak cinsel ilişkiden kaçar. Çünkü her iki tarafın da cinsel birleşmeyle ilgili bilinçli ve bilinçdışı korkuları vardır. Birleşme gerçekleşmese de, cinsel yaşamları asgari ölçüde devam eder, düzenli olarak sevişirler, sürtünerek boşalabilirler. Hatta sürtünme doğrudan klitorisi uyardığı için vajinismuslu kadınlarda orgazm olma oranı daha da yüksektir. Vajinismus nedeniyle boşanma oranı düşüktür. Çünkü ortak cinsel korkular çifti birbirine yaklaştırmaktadır. Bu nedenle vajinismuslu kadınların partnerlerinin tutumu son derece önemlidir. Eğer erkek kadının korkusunu anlamaya çalışıp ona destek olma yerine, bir an önce cinsel ilişkiyi gerçekleştirip hem kendisine hem eşine hem de ailesine karşı erkekliğini ispatlama gayreti içinde hareket ederse, ki genellikle böyle olur, sorun daha da büyüyecektir (İlk gece sonrası eşler olup bitenler konusunda aile büyüklerine hesap vermektedirler. Bu, toplumumuzun hoş olmayan bir adetidir ve sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir). Vajinismuslu kadınların partnerleri yanlış olarak istenmedikleri, reddedildikleri, yeteri kadar sevilmedikleri duygularına kapılabilirler. Zamanla erkekte sertleşme yetersizliği, cinsel isteksizlik ortaya çıkabilir.

Not: Yazının ikinci bölümü ‘Vajinismus – Tedavi Yöntem ve Teknikleri’ ismiyle yayınlanmıştır.

Dr. Cem KEÇE
Muayenehane Telefon & Fax
0 312 213 01 32
0 312 213 01 33
0 312 335 40 44 / 113
0.555.274 41 97
Muayenehane Adresi
Emek 8. Cadde No:77/1 EMEK – Çankaya – ANKARA

Son Güncelleme: 2007-06-28

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir